Aynı Salon, Yeni Bir Gün: 28 Nisan 2026
Yıldız Holding Çamlıca Kampüsü'nde Aralık'taki oryantasyon etkinliğine çok benzeyen bir sahne yeniden kuruldu: Devrim Erbil'in sanat eserleriyle dolu o meşhur konferans salonu, masalarda logo işli ahşap ses sistemleri, Yaratıcılık Kuleleri, keçeli kalemler ve dijital tasarım akışı. Bu kez 35 kişi bir aradaydı; ilkbaharın ortasında, kurumsal tempodan üretkenliğe uzanan kısa ama yoğun bir saat.
Superfresh İçin Bezelye Araştırması, Kalıcı Bir Eserde
Salonda dolaşırken gözümüze takılan ilk hikayelerden biri, marka dünyasıyla birebir iç içe bir kişisel serüvenden geliyordu: Kendi Superfresh işi için Türkiye'nin dört bir yanını gezip en verimli bezelye kaynaklarını araştıran bir katılımcı, çektiği tarla fotoğrafını — elinde tuttuğu bezelyeyle birlikte — ahşap yüzeye taşıdı. Araştırma yolculuğunun kendisi artık masanın üstünde duran, her müzik açtığında hatırlanacak bir nesneye dönüşmüştü.
Sadece Çiçekler: Yan Masada Kurumsal Bir Motif
Hemen yanında başka bir masa, başka bir dil: Katılımcı yalnızca çiçeklerden oluşan harikulade bir motif kurdu; desen dakikalarca boyunca dinleyenlere, kurumsal hayattaki hangi özelliklerini hangi yaprak ve çizgiyle sembolize ettiğini anlattı. Soyut "yumuşak beceriler"i veya değerleri çiçek diliyle konuşturmak, bir saatlik atölye için beklenmedik derinlikte bir paylaşım ortamı yarattı.
Bir Saat: Tasarım Planından Ahşaba Birebir Aktarım
Ortam yine sanat eserleriyle çevrili bir konferans salonuydu; ritim ise tanıdıktı: önce kısa bir tasarım planlaması, ardından Bitti Gitti'nin yaratıcılık kulesiyle hayal edilen çizimin, ahşap ses sistemi üzerine neredeyse birebir aktarılması. Çizim yeteneği ön koşul değil — teknoloji ve yönlendirme, herkesin kendi hikayesini yüzeye indirmesini sağlıyordu.
Sürdürülebilirlik ve Hatıra
35 ahşap ses sistemi kişiselleştirmesiyle 1,698 kilogramlık karbon tasarrufu sağlandı. Katılımcılar salonu terk ettiğinde sadece anı değil, masalarına ve evlerine götürebilecekleri fonksiyonel birer eser de yanlarındaydı.


















